єŦєKєNtLi-09
  ÖREN YERLERİ
 

ÖREN YERLERİ

 

 

Alabanda
  Aydın İli'nin Çine İlçesi'ne 7 km. uzaklıktaki Araphisar Köyü üzerinde kurulu Karia kentlerinden biridir. Byzantion'lu Stephanos'un bildirdiğine göre şehire bu ismi kral Kar, oğlu Alabandros'un at yarışı kazanması üzerine vermiştir. Alabandalıların büyük bir zenginliğe sahip olduğunu, lüks içinde yaşadıklarını ve şehirdeki bütün kızların harp çaldıklarını Strabon'dan öğreniyoruz. Halil Ethem Bey'in yaptığı kazılarda iki tapınağın temelleri ortaya çıkarılmıştır. Kenteki önemli yapılardan biri bouleuteriondur. Bunun dışında doğuda yoğun şekilde görülen lahitler nekropolün burada yer aldığını göstermektedir. Bunun dışında su kemeri ve tiyatro görülebilen yapılardandır.

Alinda
Aydın İli'ne bağlı, Çine İlçesi, Karpuzlu Köyü üzerinde yer alan Alinda, önemli Karia kentlerinden biridir. Hekatomnos'un kızı olan Ada, kardeşi Pixodaros tarafından Halikarnassos'tan kovulunca İ.Ö. 340'ta Alinda'ya çekilmiş ve bu şehri kendisine başkent yapmıştır. Alinda'da bugün de ayakta kalan en önemli yapı agoradır. Akropolün güney-batı eteğinde tiyatro yer alır. Akropol'de yalnız planı belli olacak durumda iki adet tapınak temeli yer almaktadır. Karpuzlu'nun evleri arasında Karia tipi lahitler, Alinda nekropolünün şehrin güney eteğinde yoğunlaştığının belgesidir.

Amyzon
Aydın İli'ne bağlı Koçarlı İlçesi, Gaffarlar Köyü sınırları içindeki Amyzon, Karia kentlerindendir. Kent tarihi konusunda yalnızca yazıtlardan yararlanıyoruz. III. yüzyılda önce Ptolemaios, sonra Seleukos yandaşlığına geçen Amyzon, İ.Ö. II. yüzyılın sonlarına doğru, Latmos aşağısındaki Herakleia kenti ile bir ikili anlaşma gerçekleştirdi. III. Antiokhos, İ.Ö. 203'te Amyzon'a gönderdiği mesajda, kent ayrıcalıklarını onayladığını belirtmişti; Apollon ve Artemis tapınağına sığınanları koruma altına alma yetkisi de ayrıcalıklar arasındaydı. Kent surları bugün de ayaktadır ve İ.Ö. 300'lerde uygulanan izodomik yöntemle örülmüştür. Apollon ve Artemis tapınağı, surlar, tonozlu yer altı odaları ve Bizans yapısı, bugün ayakta olan yapılardandır.

Gerga
Aydın İli'ne bağlı, Çine İlçesi Deliktaş mevkiinde yer alan kent, Alabanda antik kentinin 13 km. kuzeybatısında bulunmaktadır. Kentin tarihinin Arkaik Döneme kadar gittiğini gösteren izler vardır. Halen kent içinde görülen kalıntılar Arkaik Dönem ve Roma Dönemine aittir. Gerga, Karia kültürünü yansıtan önemli bir merkezdir. Dağlar arasında kurulmuş bir kent olması nedeniyle Karia karakterini korumuş olan kentlerden biri olarak nitelendirilmektedir. Sur duvarları tipik Karia stilindedir.

Gerga adı kaynaklarda bir kent olarak belirtildiği gibi yerel bir tanrıya ait olabileceği de belirtilmektedir. En önemli yapı, halen ayakta olan ve tapınak olarak adlandırılabilecek özelliklere sahip yapıdır. Büyük kesme taşlardan yapılmış, yapının üçgen alınlığında yazı vardır. Yapının hemen altında yere düşmüş dev heykelin Kybele'ye ait olabileceği düşünülmektedir. Heykelin zamanımızdan 20-30 yıl önce ayakta olduğu kaynaklardan ve çevre halkından öğrenilmiştir.

Harpasa
Nazilli İlçesi'nin, Esenköy Köyü sınırları içindedir. Köyün sırtını dayadığı Asar tepenin üzerinde yer alır. Arkaik Devirden kalma surlarının kuzey yönündekiler hemen hemen büyük ölçüde ayakta kalmışlardır. Şehirde kesintisiz olarak oturulmuştur. Tiyatro, Hellenistik Dönem özellikleri gösterir. Kent teraslar üzerine kurulmuştur. Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde iskân gördüğü buluntulardan anlaşılmaktadır. Bizans Döneminde küçülüp surlarını tepeye çeken kentte; daha sonra da oturulmuş, Osmanlı Döneminde Arpas Beyliği olarak mülkî ve askerî yönetim merkezi olmuştur. Harpasa'da kuzeye doğru uzanan tepelerin üzerindeki tümülüsler Lydia etkisiyle yapılmıştır.

Magnesia
Magnesia ad Meandrum, Aydın İli, Germencik İlçesi Ortaklar Bucağına bağlı Tekin Köy sınırları içinde Ortaklar-Söke karayolu üzerinde yer almaktadır. Kent, kuruluşunun anlatıldığı efsaneye ve antik kaynaklara göre Thessalia'dan gelen ve Magnetler olarak isimlendirilen bir kavim tarafından kurulmuştur. Apollon'un kehaneti ve lider Leukippos'un öncülüğünde o dönemde bir koy olan bugünkü Bafa Gölü kıyısında karaya çıkan Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia'nın yeri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Menderes Nehri kenarında olduğunu antik kaynaklardan öğrenmekteyiz. Menderes'in sürekli yatak değiştirip taşması sonucu oluşan salgın hastalıklar ve Perslere karşı daha emin bir kent kurma zorunda kalmaları nedeniyle Magnetler, İ.Ö. 400 yıllarında kenti bugünkü yerinde, Gümüşçay'ın yanında yeniden kurmuşlardır. Hellenistik Dönemde önce Seleukos, ardından Bergama Krallığı'nın hakimiyetine giren Magnesia, Roma Döneminde önemini korumuş, Bizans Döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Magnesia, bir kent suru ile çevrili, yaklaşık 1.5 km. çapında bir alanı kapsayan, ızgara planlı cadde ve sokak sistemine sahip bir kentti ve Priene, Ephesos, Tralleis üçgeni arasında ticari ve stratejik açıdan önemli bir konuma gelmişti. Magnesia antik kenti fazla yıkım ve tahribata uğramamıştır. Bunda nehir taşmalarının ve Gümüş Dağı'ndan inen yağmur sularının getirdiği mil tabakasının kenti örtmesinin de payı yüksektir. Magnesia'da ilk kazılar kısa süreli bazı araştırmalardan sonra 1891 yılında Berlin Müzesi adına Carl Humann tarafından yapılmıştır. 21 ay süren bu kazılarda tiyatro, Artemis tapınağı ve sunağı, agora, Zeus tapınağı ve prytaneion kısmen ya da tamamen ortaya çıkarılmıştır.

Magnesia'da bulunan eserler Paris, Berlin ve İstanbul müzelerinde sergilenmektedir. 1893 yılında sona eren kazılardan yaklaşık 100 yıl sonra, yavaş yavaş ortadan kaybolmakta olan Magnesia'da kazılara 1984 yılında Kültür Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına yeniden başlanmıştır. Magnesia'nın zamanımızdaki ünü antik dönem mimarı Hermogenes'ten kaynaklanmaktadır. Antik Dönem yazarı mimar Vitruvius'a göre Hermogenes oktagonal pseudodipteros tapınak planını uygulayan ilk mimardır. Vitruvius, Hermogenes'in baş yapıtının Magnesia'daki Artemis Leukophryene tapınağı olduğunu söyler. Hermogenes'in tapınağı, Arkaik Döneme (İ.Ö. 6 yy.) ait olan Artemis tapınağının kalıntıları üzerine Hellenistik Dönemde (İ.Ö. 3/2 yy.) inşa edilmiştir. Tapınak, İon düzeninde 8 x 15 sütunlu olup 67.50 x 40 metreyi bulan boyutlarıyla Anadolu'nun 4. büyük tapınağıdır. Tapınağın önünde "U" formlu planıyla Bergama Zeus sunağına öncülük eden bir sunak bulunmaktaydı. Sunak, yüksekliği iki insan boyuna ulaşan kabartma ve heykellerle bezenmişti. Magnesia'daki diğer önemli bir yapı ise bugün toprak altında kalmış olan tiyatrodur. Magnesia tiyatrosu (İ.Ö. 2 yy. sonu), Vitruvius'un verdiği genel tiyatro planına en fazla uyan ender örneklerden biridir. 100 yıl önceki kazılardan sonra yeniden toprakla örtülen diğer yapıların başında yine Hermogenes'in yaptığı varsayılan agora ve Zeus tapınağı gelmektedir. 26.000 m² lik boyutu ile döneminin en büyük çarşıları arasında yer alan agoradaki Zeus tapınağının cephesi bugün Berlin Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir. Magnesia'da bugün görülebilen diğer yapılar Roma İmparatorluk dönemi ve daha sonralarına aittir. Spor ağırlıklı bir eğitim merkezi olan gymnasion, Milet'teki Faustina hamamının küçük bir kopyası olan hamam, tiyatro ile Artemision arasında yer alan odeion, 25.000 kişilik stadion, su yolu theatron olarak adlandırılan, tiyatro planlı bitmemiş bir yapı, çarşı bazilikası, niteliği henüz bilinmeyen bir Bizans yapısı ve Artemision'u da çevreleyen Bizans suru Magnesia'da bilinen diğer yapılardır. 15. yüzyıla ait enine planlı Çerkez Musa Camii ise örenyerinin tek İslâmî yapısıdır. Yabancı ekiplerin büyük olanaklarla çalıştıkları Ephesos, Milletos, Aphrodisias ve Hierapolis gibi ünlü antik kentlerimiz arasında, onlardan hiç de aşağı kalmayan ün ve öneme sahip bu ören yerimizi gezin, görün, tanıyın, tanıtın.

Mastaura
Menderes Nehri kıyısında Nysa antik kenti yakınlarında yer alan Mastaura hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Kent ticaret güzergâhında olup, para basma ayrıcalığına sahipti. Strabon Orthosia ile birlikte Mastaura'dan da söz etmiştir. Hıristiyanlık Döneminde Piskoposluk merkezi olup Aphesos ve Khalkedon konsillerine katılmıştır. Bugün halk arasında "Mastavra Kale" denilen mevkide bu kente ait yazıt ve sikkeler bulunmuştur.

Myus
Bafa Gölü kıyısında, Miletos'un 15 km. doğusunda, Avşar Köyü yakınlarında bulunmaktadır. Strabon Myus'un Atina kralı Kodros'un oğlu Kydrelos tarafından kurulduğunu bildirilmektedir. Yine Strabon'un anlattığına göre Panionion birliğine dahil kentlerden birisidir. Herodotos, İ.Ö. 499'da Pers donanmasının Myus kenti açıklarına demirlediğini bildirmektedir. Ancak Herodotos Myus'un İ.Ö. 494'teki Lade Deniz Savaşına sadece üç gemi ile katıldığını bildirmektedir. Yapılan kazılarda antik kaynaklarda adı geçen ve beyaz mermerden yapıldığı bilinen Dionysos tapınağı ortaya çıkarılmıştır. Kent üzerinde bugün Dionysos tapınağına ait parçalar, Arkaik Döneme ait sur duvarları ve Bizans kalesi kalıntıları görülmektedir.

Nysa
Aydın İli'ne bağlı Sultanhisar İlçesi sınırları içindeki Karia kentlerindendir. Kent ile ilgili en önemli bilgileri yaşamının büyük bölümünü Nysa'da geçiren Strabon'dan almaktayız. Strabon kentin iki bölümden oluştuğunu anlatmaktadır. Şehri ikiye bölen sel yatağının batısında gymnasion yer almaktadır. Kuzeyde Bizans yapı kalıntısı ve kütüphane yer almaktadır. Kütüphanenin kuzeyinde ise sahne binasında görülen kabartmalarıyla ayrı bir öneme sahip olan tiyatro bulunmaktadır. Sel yatağının doğusunda ise odeon ve bouleuterion yer alıyor. Şehrin nekropolü batıda ufak bir yerleşme yeri olan Akharaka yolu üzerinde bulunmaktadır.

Orthosia
Aydın İli'ne bağlı Yenipazar İlçesi, Donduran Köyü sınırları içinde yer almaktadır. Antik Çağ yazarlarından Strabon Orthosia'dan Karia yerleşmesi olarak söz etmektedir. İ.Ö. 7. yüzyılda Kimmerlerin saldırısına uğrayan kent, Lydia Kralı Alyattes'in Kimmerleri yenmesi sonucu bu egemenlikten kurtulup Lydialıların eline geçen İ.Ö. 6. yüzyılda ise İonia birliğine katılır ve birçok Anadolu kenti gibi Perslerin egemenliğine girer. Kentteki önemli yapılar arasında yer alan tiyatro ve Bizans yapısı bugün de ayaktadır. Nekropol üzerinde ise iyi korunmuş durumda lahitler ve oda mezarlar kaliteli işçilik göstermektedir.

Piginda
Aydın İli'ne bağlı Bozdoğan İlçesi, Çamlıdere Köyü'nün yaklaşık 7 km. kuzeyinde yer alan kent Byzantion'lu Stephanos'un bildirdiğine göre, Karia'da yer alan küçük bir yerleşmedir. Kentle ilgili bilgilerimiz hiç araştırma yapılmamış bir yerleşim olması nedeniyle sınırlıdır. Üç akropolden oluşan kent üzerinde Hellenistik Döneme ait surlar bugün rahatlıkla görülebilmektedir. Tiyatro ve olasılıkla Heraion olarak adlandırabileceğimiz kutsal yapı önemlidir. Kare planlı yapıda ele geçen yazıtdan öğrendiğimize göre kent üzerinde Zeus Pigindenos (Pigindalı Zeus) kültü ve bu külte bağlı Zeus Tapınağı yer almaktadır. Bu tapınağın yeri henüz saptanmış değildir. Ancak bunun Piginda da olduğu sanılmaktadır.

Pygela
Aydın İli'ne bağlı Kuşadası İlçesi'nin kuzeyinde yer alan Pygela efsaneye göre Agamemnon'un askerleri tarafından kurulmuştur. Agamemnon'un askerlerinin bir kısmı bir çeşit hastalıktan dolayı burada bırakılmışlar ve bunlar kentin ilk halkını meydana getirmişlerdir. Strabon'un bildirdiğine göre Pygela'da Artemis Munykhia tapınağı bulunmaktadır. J. M. Cook, Pygela'da yaptığı araştırmalarda yerleşimin Protogeometrik Çağa kadar uzandığını saptamıştır. Pygela aynı zamanda Miken seramiği bulunan merkezler arasında gösterilmektedir. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan Hellenistik Döneme ait surların dışında kente gelen ziyaretçilerin göreceği fazla yapı bulunmamaktadır.

Tralleis
Bugünkü Aydın İli sınırları içindedir. Efsaneye göre Argoslular ve barbar Trakyalı Tralleislilerce kurulmuştur. Ancak daha önceleri Karialılarca kullanılmış bir kent olmalıdır. İ.Ö. 334'te İskender tarafından alınmasından sonra, Hellenistik kralıklar arasında sık sık el değiştirmiştir. Bergama krallık çağında ise yontuculukta zirveye ulaşmış, Bergama Zeus sunağında çalıştıkları bilinen Apollonios ve Tauriskos isimli iki büyük yontu ustasını yetiştirmiştir. Strabon tarafından halkının zenginliği anlatılan kent üzerinde bugün ayakta kalan tek yapı, Aydınlılarca Üçgözler olarak adlandırılan İ.S. II. yüzyılda yapılmış gymnasiona ait kalıntıdır. Nekropol kentin güneyinde modern Aydın'ın üzerinde yer alıyor. Yapılan kazılarda ele geçen yazıtlardan ve antik çağ yazarlarının anlattıklarından, Hellenistik Dönemde Zeus Larasios tapınağı ve buna bağlı Zeus Larasios kültünün varlığı anlaşılmaktadır. Ancak yeri bugün kesin olarak belli değildir. Bunun dışında agora, tiyatro, stadion kentin diğer yapılarındandır.

Akharaka
Aydın İli'ne bağlı, Sultanhisar İlçesi'nin aynı zamanda Nysa antik kentinin batısında yer almaktadır. Ufak bir yerleşim olması nedeniyle hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız kentin adına antik kaynaklarda rastlanmaktadır. Bugün ayakta kalan yapı kalıntısı yoktur.

Panionion
Aydın İli'ne bağlı, Kuşadası İlçesi, Güzelçamlı beldesi yakınlarında yer almaktadır. Oniki İon kenti birliğinin toplanma yeri bilinmektedir. Bugün sur duvarları ve meclis binasının kalıntıları görülebilmektedir.

Neapolis
Aydın İli'ne bağlı, Kuşadası İlçesi, Yılancıburnu mevkiinde yer alan kent Strabon'un anlattığına göre, Samos'lular Marathesion kentine karşılık, kendilerine coğrafi olarak daha yakın bulunan Neapolis'i Ephesoslulardan almışlardır. Antik çağda bu adla anılan birçok kent vardır. Herodotos Mısır'da ve Kuzey Yunanistan'da bu adı taşıyan iki kentten bahsetmektedir. Bugün kentte ayakta kalan hiçbir yapı görülmemektedir.

Euhippe
Aydın'ın merkezinde, Dalama bucağında yer alan antik yerleşimdir. Büyük Menderes'in güney kıyısındadır. Burada bir adet yazıt bulunmuştur ve bu yazıtta kentin adı geçer. Euhippe'de Hellenistik ve Roma Dönemlerinde para basılmıştır.

Antiokheia
Aydın İli'ne bağlı, Kuyucak İlçesi, Çiftlik Köyü'nün 500 m. doğusundadır. Çul Dağının eteklerinde ve Dandalos Çayı'nın kıyısında Asartepe'de kurulmuş bir antik kenttir. Symmaitos ve Kranos adlı iki sitenin Seleukid Kralı Antiokhos Soter'in (İ.Ö. 281-261) zamanında birleştirilmesiyle kurulduğundan dolayı kent onun adını taşır. Kent hakkında Strabon'dan bilgi almaktayız. Strabon Antiokheialıların ülkesindeki Men tapınağından bahseder. Strabon Antik Çağda bu kentte çok kaliteli incir üretildiğinden, Diotrephes isimli ünlü filozofun yine burada yetiştiğini söyler.

NAZİLLİ BASMA FABRİKASI

Nazilli Basma Fabrikası, Nazilli Bozdoğan yolu üzerinde 65000 m² lik bir alanda kurulmuştur. 25 Ağustos 1935 yılında temeli atılan ve 09 Ekim 1937 tarihinde büyük bir törenle Atatürk tarafından hizmete açılan "ilk Türk basma fabrikası" dır.

Cumhuriyetin en büyük eserlerinden biri olan Nazili Basma Fabrikası'nın açılış töreni ve geçit resmini Atatürk yanındaki zevatla Fabrika İdare Binasının balkonundan izlemiştir. Açılış yapıldıktan sonra aynı binada bugün "Atatürk Müzesi" olarak ayrılan odada Atatürk yanındaki zevat ve fabrika yetkilileriyle bir toplantı yapmıştır. Bu toplantının anısına toplantı masası, koltuklar, telefon ve açılışla ilgili cam negatifler burada korunmaktadır.

Fabrika idari binası giriş kapısının sağ yanına günün anısına konulan kitabe şöyledir.

"Atatürk, birinci endüstrileşme planına göre, Sümerbank'ın kurduğu ilk Türk basma fabrikasını açtı. 9 birinci Teşrin 1937"

Bugün özelleştirme kapsamına alınan Nazilli Basma fabrikasının giriş, idare binası ve çok amaçlı olarak kullanılabilen yemekhane salonunun Kültür Bakanlığı'na devir çalışmaları devam etmektedir.

AFRODİSİAS MÜZESİ

Afrodisias Müzesi genellikle Aphrodisias antik kenti kazılarından çıkarılan eserlerin sergilendiği lokal bir müze durumundadır. Küçük eserler salonunda, örenyeri sahası içindeki Akropol tepesi ve Pekmeztepe höyüklerinde yapılan kazılardan çıkarılan Kalkolitik Devir, Bronz Çağının erken, orta ve geç dönemlerini kapsayan prehistorik eserler; bu höyüklerden ve Aphrodite tapınağı çevresinden çıkarılan Lidya seramikleri, Arkaik, Klasik, Hellenistik Dönem eserleri ile ören yerinde yapılan kazılarda ele geçen Roma, Bizans ve Erken İslâmî Devir eserleri sergilenmektedir.

Müze eser koleksiyonunun en önemli bölümünü M.Ö. 1. yüzyılda Geç Hellenistik Dönemde faaliyete başlayıp, M.S. 4. yüzyıl Erken Bizans Dönemine kadar varlığını sürdüren Aphrodisias heykeltraşlık okulunun çok sayıdaki heykel ve kabartmaları ile muhtelif tipte lahitleri oluşturmaktadır. Bu plastik eserlere örnek olarak halen teşhirde bulunan Zoilos frizi, Melpomene heykeli, muhtelif imparator heykelleri, Polykleitos'un Doriforos adlı heykelinin M.S. 1. yy. kopyesini, Akhilleus-Penthesileia grubunu, Bebek Dionysos ve Satyr heykellerini, muhtelif Nike heykellerini, Aphrodisias Aphroditesinin kült heykelini, 3 adet rahip ve bir rahibe heykeli ile Demos heykelini örnek olarak gösterebiliriz.

Agora kapısına ait Amazonamaka, Gigantomaka ve Kentaur-Lapit mücadelesini işleyen yüksek kabartma grupları ile Sebasteion yapı grubunun yüksek kabartma panolarının da teşhire konulması için çalışmalara başlanmıştır.

1997 yılı sonu itibarıyla müzemizde; 6000 adet sikke, 6377 adet arkeolojik eser, 44 adet mühür ve mühür baskısı, 276 adet etnografik eser olmak üzere toplam 12697 adet envantere kayıtlı eser mevcuttur.

MİLET MÜZESİ

 

    1- Aslan Galerisi: Yeni düzenlenen ve henüz açılışı yapılmayan bir seksiyondur. Toplam 30 eser bulunmaktadır.
    2- Taş Eserler Salonu: Didyma, Milet, Priene kazılarında bulunan eserler ile müzenin çalışmaları ve vatandaşların bularak müzeye getirdikleri eserlerden oluşur. M.Ö. 6 yüzyıldan M.S. 13 yüzyıla dek olan dönemi kapsayan mermer eserler yer almaktadır.
    3- Büyük/Mavi Salon: Kronolojik olarak jeolojik dönemlerden Osmanlı Dönemine kadar olan zamana ait obje ve keramik eserler ile muhtelif sikkeler teşhir edilmektedir.
    4- Küçük Salon: Bu salonda keramik, maden, cam eserler vardır. Bu salonda kıymetli madenden takılar da sergilenmektedir.
    5- Müze Bahçesi: Müze bahçesinde kitabeler, sunaklar, sütun başlıkları, muhtelif kabartmalar, heykeller, lahitler sergilenmektedir.
    6- Filozoflar Parkı: Müzenin hemen karşısında yeni oluşturulan bu parka Milet'ten yetişen filozof, mimar ve sanatçılar bilgi levhaları ile
 
  Bugün 4 ziyaretçi (6 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=